(0212) 241 09 72

Diyabet ve Göz

Diyabetik Retinopati (Şeker hastalığına bağlı göz tutulumu)

Diyabetes Melitusun yani şeker hastalığının en önemli komplikasyonlarından biridir. Diyabetik Retinopati, 20 ile 64 yaş arasındaki kişilerde körlük nedenlerinin en başında yer almaktadır. Bu hastalık nedeniyle her yıl körlük oranlarına %12 ile %15lik bir oran eklenmektedir. Bu oran ABD için her yıl 8.000 yeni körlük olgusu demektir.

Şeker Hastalığının  Diyabetik Reinopati Dışında Daha Az Oranda Gözde Yaptığı Diğer Komplikasyonlar Şunlardır:

  • Göz kaslarının felçleri (çift görme)
  • Katarakt
  • Glokom
  • Optik Nöropati
  • Korneada irritasyon(göz batmaları)
  • Gelip geçici kırılma kusurları

Diyabetik Retinopatinin Görülme Sıklığı Nedir?

  • Şeker hastalarının tümünde Retinopati gelişmez.
  • Şeker hastalarının %25 de Diyabetik Retinopatinin çeşitli formları gözlenebilir.
  • Diyabetik Retinopatiye yakalanma riski şeker hastalığının süresiyle direkt olarak ilişkilidir.
  • Tip 2-DM de ilk 10 veya 15 yıllık süreden sonra Retinopati oluşma ihtimali %20-25, 20 veya 25 yıllık süreden sonra oluşma ihtimali ise %45-50 dir.
  • Tip 1-DM (Jüvenil Diyabet) ise 10 yıldan sonra Retinopati oluşma ihtimali %25 25 yıldan sonra ise %80 dir.

Diyabetik Retinopati Nedir?

Şeker hastalığı iyi kontrol edilemezse Retinada oluşan çeşitli bozukluklara verilen isimdir. Diyabetik Retinopatide görme tabakası olan Retinanın kılcal damarları tıkanmakta, retinanın yüzeyinde küçük kanamalar oluşmaktadır. (Basit Tip Diyabetik Retinopati Evresi). Bu evrede hasta görme kaybı olmamışsa bu durumu farketmemekte ve doktora gitmemişse hastalık tablosu ilerlemeye devam etmektedir. 

Hastalık tedavi edilmezse bu tablo ilerleyerek kanama alanları Retina yüzeyinde çoğalmakta daha büyük damarlar tıkanmakta ve Retinanın çeşitli alanlarında ödem ve beslenme bozukluğu gelişmektedir.(Non-Proliferatif DR Evresi) Bu evredede herhangi bir göz ağrısı ve göz yüzeyinde kızarıklık olmadığı için hasta doktor kontrolü altında değilse durum ilerlemeye devam etmektedir.

Beslenme bozukluğu olan Retina alanlarında vücut savunma amaçlı yeni damar oluşumları (Neovaskülerizasyonlar) geliştirmektedir. Bu istenmeyen yeni damar oluşumları normal damarlardan daha zayıf olduğu için gözde daha büyük göz içi kanamalarına yol açmaktadır. Bu evrede kanamalarla birlikte Retina yüzeyinde çeşitli bağ dokusu kaynaklı bantlar gelişmekte, bu bantlar Retinada çeşitli çekintilere ve ayrılmalara neden olabilmektedir.(Traksiyonel Retina Dekolmanı) Ağır görme kayıplarının başladığı bu ileri dönem Proliferatif Diyabetik Retinapati Evresidir.

Bu yüzden hastalara diyabete yakalandıktan sonra ilk 5 yılda her yıl, 10 yıl dolduktan sonra ise her 6 ayda bir rutin göz ve göz dibi muayenesi tavsiye edilmektedir. Böylelikle toplum sağlığını ilgilendiren ve körlük nedeni olan Diyabetik Retinopatiden korunmak mümkün olacaktır.

Diyabetik Retinopatide Görme Kaybının Nedeni

  • Diyabetik Makula ödemi(görme merkezinde sıvı birikimi ve kanama)
  • Göz içi kanamaları

 

Risk Faktörleri

Tanı;

Göz Dibi Muayenesi

 

 

 

 

 

 

 

Göz dibi muayenesi (Dilate fundus muayenesi) göze damla damlatılarak göz bebeği büyütüldükten sonra yapılan detaylı retina muayenesidir. Özellikle diyabetli hastalarda göz dibi kontrolleri damla damlatılarak yapılmaktadır.

OCT (Göz Tomografisi)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

OCT (Optic Coharense Tomografi),non-invasiv bir tanı yöntemidir. Oldukça pratk ve hızlı bir şekilde uygulanır. Gözün arka kısmına yani koroid ve retina tabakalarına ulaşarak, ultrason dalga titreşimlerinin aynadan yansıyan görüntülerini bize kesitler şeklinde vermektedir. Maküla kesitlerinde, maküla altındaki tabakaların düzgünlüğü tabakalar arasında veya altında bir sıvı birikimi varsa bunlar anında görüntülenir. Ayrıca doku kalınlıklarını da mikron cinsinden bize vermektedir. Tanıda olduğu kadar hasta takibinde de bize çok değerli bilgiler sağlayan bu yöntem ilaçsız anjiyo olarakta anılmaktadır.

 

Göz Anjiyosu (Fundus Flöresein Anjiografisi)

 

 

 

 

 

 

Göz anjiyosu (FFA) göze herhangi bir işlem yapılmadan uygulanan ağrısız bir tanı yöntemidir. Hastanın kol damarından (intravenöz) floresein boya maddesi enjekte edilerek yapılır. Damar içine verilen floresein kana karışarak 7 ile 12 saniye arasında gözün arka kısmındaki retina damarlarına ulaşır ve retinadaki kılcal damarların dolumu, bu damarlardaki tıkanıklık veya damar dışına olan kaçakların tespiti dijital fotoğraf makinesiyle kaydedilir. Belirli zaman aralıklarında çekilen resimler dijital ortamda incelenir, diyabetik retinopatinin evresi belirlenir.

Eğer geniş hipoksik retina alanları (iskemik retina alanları) ve yaygın kaçak yapan yeni damar oluşumları (neovaskülerizasyonlar) tespit edilirse hiç beklemeden Argon Laser Fotokoagülasyon tedavisine başlanır. 

 

 

 

 

 

 

 

Tedavi

Diyabetik retinopatinin etkili bir ilaç tedavisi yoktur. Günümüzde DR tedavisinde en etkili ve emin yöntem Laser Fotokoagülasyon tedavisidir. Retinopatinin sadece göz doktoru tarafından tedavi edilmesi yeterli olmayacaktır. Hastanın gözü tedavi edilirken açlık kan şekeri regilasyonu, kolestrol düzeyleri ve hipertansiyonu varsa bunların dahiliye uzmanı tarafından kontrol altında tutulması sağlanmalıdır. Lazer tedavisinin amacı görme keskinliğini artırmak değil hastalığın ilerlemesini durdurmak ve mevcut görme keskinliğini korumaktır.

Basit tip ve Nonproliferatif evrede kural olarak maküla ödemi ve iskemik alanlar olmadıkça lazer tedavisine gerek yoktur ve takip önerilir. Proliferatif evrede ise kural olarak genellikle lazer tedavisine ihtiyaç vardır. 

Argon lazer tedavisi iki şekilde yapılmaktadır; retinanın belirli bölgelerine özellikle makuler bölgeye yapılan fokal lazer tedavisi ve retinanın tüm periferik alanlarına (maküla hariç) uygulanan Pan Retinal FK tedavisidir. Her iki tedavi tekniğinde görme kaybı riski %50 oranında önlenmektedir.

 

Göz İçi Enjeksiyonları

Hastada diyabete bağlı maküla ödemi varsa, görme kaybının erken dönemde engellenmesi göziçi enjeksiyon tedavileri ile sağlanmaktadır. Göz, damla anestezisiyle uyuşturularak ağrı hissetmeden steril bir ortamda gözün arka boşluğuna Anti-VEGF  ilacı verilir. Avastin, Lucentis ve Eylea en sık kullanılan Anti-VEGF ajanlarıdır.

Bu tedaviler bir ay arayla OCT ile ödemin varlığı kontrol edilerek çeşitli sayılarda tekrar uygulaması yapılmaktadır. İnatçı ve Anti-VEGF tedavisiyle düzelmeyen vakalarda göziçi Steroid enjeksiyon tedavisine başvurulmaktadır

Cerrahi Tedavi

Prolifatif diyabetik retinopati evresinde, ileri görme kayıpları olan ve lazer tedavisine geç kalmış veya bu tedavi tekniğinden yarar görmemiş hastalara cerrahi tedavi uygulanır. Göz içine girilerek kapalı ortamda yapılan bu tedaviye Vitreoretinal Cerrahi (Vitrektomi) denir.

Bu ameliyat; göz içi kanamalarını temizlemek, retina yüzeyinde oluşan fibröz bant ve zarları serbestleştirip uzaklaştırmak, Endolazer yapmak ve çekintilere bağlı oluşan retina ayrılmalarının (traksiyonel retina dekolmanı) yatıştırılmasını kapsamaktadır.